Sahibi Ölmüş Eşeği Buldunuz

Nasrettin Hoca, bir gün karısına sorar:

-Hatun, bir insanın öldüğü nasıl anlaşılır?Söyle bana…

Kadın:

-A Hocam, der.Bunu bilmeyecek ne var?Eli, ayağı çekilir, buz gibi olur.

Aradan günler, haftalar geçer,Buz gibi bir kış günü, dağa giden Nasrettin Hoca, odun kesmeye.İşini bitirip dönerken soğuktan ve yorgunluktan titremeye başlar.

Kendi kendine:

Galiba ben ölüyorum.Bizim hatunun söylediği gibi elim, ayağım buz gibi, donuyorum, der.

arkasından da boylu boyunca yere yatar.

tam bu sırada, bir sürü aç kurdun sesleri duyulur ötelerden.

Nasrettin Hoca:

Nasıl olsa beni ölü sanırlar, diye mırıldanır.Ne olursa, bizim eşeğe olur.Ben kurtulurum.

Yerinden kığırdamaz Nasrettin Hoca.

Kurtlar, kısa bir süre içinde parçalayıp yerler.

Nasrettin Hoca, yattığı yerde daha fazla dayanamayıp başını kaldırır:

-Yiyin, yiyin, der.Sahibi ölmüş olan eşeği buldunuz ya, afiyetle yiyin bakalım, yiyebildiğiniz kadar…

"nasrettin hoca boş tas" kategorisi sonu.

Boş Tas

Nasrettin Hoca, hemen her akşam, evine birkaç arkadaşını çağırır, Allah ne verdiyse yerlermiş.

Birgün gene böyle yapmış.

Ama karısı:

-Aman Hocam, demiş. Evde yiyecek tek bir lokma bile yok…

Karısının söyledikleri üzerine Nasrettin Hoca, eline boş bir tas alarak yemek odasında oturan arkadaşlarının yanına gelmiş.

-Dostlarım, demiş.Kusura bakmayın, evde yağ, pirinç ve odun olsaydı, çorba pişirecek ve şu gördüğünüz koca tasla sizlere sunacaktık, demiş…

"nasrettin hoca boş tas" kategorisi sonu.